FORA
İstanbul Experimental’ın üretim ve araştırma platformu FORA, deneysel ve hibrit film pratiklerine alan açan bir buluşma olarak ikinci kez katılımcılarıyla bir araya geliyor. Alternatif sinema üretimlerini desteklemeyi amaçlayan FORA; film yapımcılarını, sanatçıları ve yaratıcı araştırmacıları ortak bir düşünme ve geliştirme sürecinde buluşturuyor.
9–10 Mayıs 2026 tarihlerinde İMÇ 5. Blok’ta yer alan İmalat-hane, Atölye 5554, Saha Studio ve Benta’ya yayılan atölye programı; iki gün boyunca süren grup oturumları, açık buluşmalar ve kolektif tartışmalar aracılığıyla yoğun ve çok katmanlı bir çalışma zemini kuruyor.
Bu yıl seçilen projeler; kişisel hafıza ile kolektif tarih arasındaki gerilimlerden dijital beden politikalarına, göç ve yerinden edilme deneyimlerinden ritüel ve inanç pratiklerine uzanan geniş bir düşünsel ve estetik alanı kapsıyor. Kurmaca ile belgesel arasındaki sınırları esneten, farklı medya ve anlatı biçimlerini bir araya getiren bu çalışmalar, çağdaş görsel-işitsel üretimin çoğul ve deneysel yönlerini görünür kılıyor.
Atölye süresince katılımcılar, farklı disiplinlerden gelen mentörlerle birebir ve grup oturumları aracılığıyla projelerini geliştirme imkânı bulacak. Bu yılın mentörleri arasında akademi, mimarlık, müzik, film eleştirisi ve yönetmenlik alanlarından isimler yer alıyor. Bu sene mentör olarak yer alacak olan isimler şöyle: Ahmet Gürata, Aslıhan Demirtaş, Dilde Mahalli, Naz Önen, Mine Pakel, Nil Kural, Serdar Kökçeoğlu, Yavuz Gözeller, Zeyno Pekünlü ve Ziya Demirel.
FORA 2026 kapsamında, bu yıl farklı coğrafyalardan ve disiplinlerden gelen başvurular arasından seçilen 15 proje, atölye programına katılmaya hak kazandı.
Katılan Projeler:
Altay Erlik & Forrest McCuller - Miniscule Realm (Küçükler Alemi)
Miniscule Realm (Küçükler Alemi), parktaki böcekleri videoya çeken ve çekerken seslendiren amatör bir belgeselciyi konu alan kısa, karma teknikli (mixed-media) bir filmdir. Makro lensin ardından bakarken, onların sosyal yaşamlarını, çatışmalarını ve küçük ölçekli savaşlarını hayal eder.
Aysıla Köse - Yapayanlış
Yapayanlış, düzen ve normlar tarafından dışlanmış kişilerin anlatılarını, ekran hatalarıyla dijital bir direnişle kutlar. Proje, Legacy Russell’ın "Glitch Feminism" manifestosundan yola çıkarak; hatayı (glitch) bir teknik kusur değil, bedenin ve kimliğin sistem tarafından tanımlanmayı, etiketlenmeyi ve tüketilmeyi reddettiği politik bir gedik olarak konumlandırır, izleyiciyi arızanın sunduğu o özgürleştirici boşluğa davet eder.
Berkay Zihni & Derin Doğa Kokal - Cuba’da Küba
2025 yılında Türkiye’de yaşayan bir anlatıcı, anne ve babasından kalan VHS kasetleri incelerken 1998 yılında Küba’da çekilmiş görüntülerle karşılaşır. Başlangıçta bir yolculuk hatırası gibi görünen bu kayıtlar, zamanla anlatıcı için daha derin bir anlam ifade etmeye başlar. Görüntülerdeki o iki insan, sadece anne babası değil; hiç bilmediği bir geçmişe, gençliğe ve deneyime sahip kişiler olarak yeniden belirmiştir. Hikâye ilerledikçe bu görüntüler üzerinden hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediği bir ülkeye dair yeni fikirler edinmeye başlar; Küba’yı da tıpkı ailesi gibi, dolaylı bir bakışla yeniden tanır. Bu karşılaşma, anlatıcıyı yalnızca ailesini ve bir ülkeyi değil, kendi bakış açısını ve ön yargılarını da düşünmeye iter. Küba’ya ait görüntüler üzerinden gelişen bu zihinsel sorgulama, insanlara, hatıralara, ülkelere ve mesafelere yüklenen anlamları giderek kişisel bir yüzleşmeye dönüştürür.
Canberk İpek - Poşe Armut
Uzun zamandır bir ilişki filmi çekmeyi arzulayan bir yönetmen, tesadüfen o dönemde sevgili olan iki oyuncuyla bu fikri hayata geçirmeye karar verir. Ancak çekim süreci ilerledikçe, yönetmenin zihnindeki kurmaca ile oyuncuların gerçek ilişkisi iç içe geçer ve ortaya belgesel ile kurmaca arasındaki sınırları bulanıklaştıran bir yapı çıkar.
Eda Gizem - Münferit: Öğretmenlerin Evi
“Münferit: Öğretmenlerin Evi”, sanatçının çocukluğunun geçtiği mahallede “Öğretmenlerin Evi” olarak anılan yapıyla kurduğu merak ve mesafenin izini süren deneyimsel bir video çalışmasıdır. Yapının formundan yola çıkılarak üretilen bir şablon cetvel, kâğıt, kumaş ve toprak gibi farklı yüzeylerde sınır, ölçü ve iz kavramlarını sorgulayan bir araca dönüşür. Fiziksel müdahale ile görsel-işitsel anlatımın iç içe geçtiği çalışma, bellekte yer eden bir mekânla kurulan ilişkinin bugünden yeniden kurulma biçimlerine odaklanır.
Fatma Çelik - Hevrin Xelef Şifa Bahçesi
Hevrin Xelef Şifa Bahçesi; zorunlu göçün yarattığı ekolojik ve kimliksel kırılmaları, Berlin’de göçmen kadınlar tarafından kurulan kolektif bir bahçe üzerinden inceliyor. Bu bahçe, sadece bir iyileşme mekânı değil; devletlerin ve sınırların ötesinde kurulan, toprağa dayalı bir ortak yaşam ve direniş alanıdır.
Güvenç Atsüren - Cehennemin Ortasında Cehennem Olmayan Her Ne Varsa
Cehennemin Ortasında Cehennem Olmayan Her Ne Varsa, kentin sürekli dönüşen fiziksel ve düşünsel atmosferini odağına alan hibrit bir çalışma. Deneme film ile kurmaca belgesel arasında konumlanan anlatı, şehrin geçirdiği bu muğlak dönüşümü belirsiz bir tarihte yaşanmış ancak tam olarak tanımlanamayan bir “salgın” metaforu üzerinden ele alıyor.
Jülide Özarıcı - Aether Realism
Aether Realism, yapay zekâ karakterleri ile insan arasındaki algı ve iletişim ilişkisini keşfeden deneyimsel bir medya çalışmasıdır. Ses, ışık ve form üzerinden ilerleyen bu projede, kullanıcı farklı karakterlerle etkileşime girerek hangisinin “gerçek” olduğunu sorgular. Diegetic ve non-diegetic ses kullanımıyla karakter algısını manipüle etmeyi ve izleyicide duygusal bir etki yaratmayı hedefler.
Naz Temizdemir - Yazın Kıyısında
Yazın Kıyısında, Balıkesir’in Mehmetalan köyünde gerçekleşen Hıdırellez kutlamalarını merkeze alan yaklaşık yirmi dakikalık bir deneysel belgeseldir. Film, kökeni şamanik geleneklere uzanan ve dört gün süren ritüelleri, o anı yaşayan köy halkıyla birlikte deneyimlemeyi mümkün kılar. İki kameralı bir yapı üzerine kurulan projede, dijital kamera gözlemci bir belgesel dili kurarken; analog kamera ritüellerin bireydeki izdüşümünü araştırır. Film, inanç, kolektif hafıza ve ritüellerin izlerini kamera aracılığıyla takip eder. Atmosferik ve meditatif bir ses tasarımına sahip olan Yazın Kıyısında, ritüelin hem kolektif hem de kişisel katmanları arasında dolaşan bir anlatı kurmayı amaçlar.
Rojda Karaş - Elma Kokusu (Naylon)
Elma Kokusu (Naylon), 1990 yılında Batman’da yayılan kimyasal saldırı söylentilerinin, hiç gerçekleşmemiş olmasına rağmen bir şehirde nasıl gerçek bir korkuya dönüştüğünü anlatan bir belgesel projesidir. Saddam Hüseyin’in Türkiye’ye saldıracağına dair haberlerle birlikte, görünmeyen bir tehdit gündelik hayatın içine sızar. Film, tanıklıklar ve hafıza üzerinden ilerleyerek, görünmeyen bir tehlikenin bir şehirde nasıl iz bıraktığını sade ve içten bir anlatımla görünür kılmayı amaçlar.
Sidar İnan Erçelik - İzaner’i Beklerken
Genç ve takıntılı bir yönetmen, varlığı belirsiz bir halk kahramanı olan İzaner hakkında bir biyografi belgeseli çekmeye karar verir. Elindeki tek kanıt, Gezi Direnişi sırasında çekilmiş bir fotoğraftır ve yönetmen fotoğraftaki kişinin İzaner olduğuna inanır. Bu iz üzerinden yola çıkan arayış, onu yakın tarihin önemli anlarını belgeleyen bir fotoğrafçıdan başlayarak Türkiye’nin batısından doğusuna uzanan geniş bir araştırmaya sürükler; tanıklarla görüşür, sokak röportajları yapar ve arşivleri tarar. Ancak ulaştığı her yeni veri, bir öncekini geçersiz kılarken, İzaner giderek daha da muğlak bir figüre dönüşür. Zamanla çekim ekibi yönetmenin inancını yitirirken, yönetmen vazgeçmek ile aramaya devam etmek arasında sıkışır ve sonunda kendini, belki hiç var olmamış birini beklerken bulur.
Tuğba Yaşar - Radio Levant
Radio-Levant, savaş, zorunlu göç ve yerinden edilme gibi meseleler etrafında şekillenen deneysel bir film projesidir. Film, Lübnan İç Savaşı sırasında ülkesini terk eden bir babanın, yıllar sonra kurduğu yaşam içinde oluşan boşluklara ve bu boşlukların aile içindeki ilişkileri nasıl biçimlendirdiğine odaklanır. Ev içindeki gündelik anlar, özellikle karanlık bir odada birlikte izlenen filmler, sözlü iletişimin yerini alan alternatif bir ilişki biçimine dönüşür. Film, bu sessiz iletişimin zamanla mesafe, ev içi otorite ve duygusal bağları nasıl şekillendirdiğini araştırır. Bir kaybın temsilini yaratmaktan ziyade, onun açtığı boşluklar etrafında dolaşmayı amaçlayan film; ev içi video kayıtları, fotoğraf ve ses arşivleri, birlikte izlenen filmler ve radyodan gelen seslerle kurulan parçalı bir yapı üzerinden ilerler.
Yağmur Canpolat - Kabuk
Kabuk (The Husk), günümüzde giderek artan dijital izolasyon ve aile içi iletişimsizlik temalarını, birbirine tamamen yabancılaşmış üç kardeşin hikayesi üzerinden işleyen deneysel bir kısa filmdir. Film, kaderine boyun eğmek yerine toprağa karışıp kabuğunu kırarak yeniden doğmayı seçen bir buğday tanesi masalıyla açılır. Annelerinin onlara çocukken okuduğu bu öykü, günümüzde aynı çatı altında büyümüş ama birbirlerinin hislerinden ve yaşadıklarından habersiz olan kardeşleri Leke, Çizik ve Karmaşa isimli bölümlerle bilinçaltını birbirine bağlayan köprüdür.
Yağmur Ruken Kahraman - Yaslanmak.tmp
Yaslanmak.tmp, yönetmenin annesinin Kayseri’deki köyünde her yıl gerçekleştirilen Alevi bir yas ritüeli olan mezar törenini odağına alan geliştirme aşamasındaki Yaslanmak belgeselinin araştırma alanı olarak kurgulanmış deneysel bir kısa filmdir. Proje, 1987 yılına ait bir mezar töreni arşiv videosu ile 2018’de çekilmiş ancak teknik arıza sebebiyle bozulmuş fotoğrafları bir araya getirerek; kayıp, hayalet, hafıza kavramları etrafında şekillenir. Görüntü bozulmaları, seçilmesi güç figürler ve ses tasarımı ve otobiyografik bir metin üzerinden yasın temsilini araştırır.
Yeşim Tabak - Rosporos
Rosporos, farklı sanat disiplinlerinden güçlü şekilde yararlanan bir sinema filmi projesidir. Modern zamanlardan gerçek olayları kurmaca unsurlar ve karakterlerle harmanlayan film, şaşırtıcı ritüellerden grotesk toplantılara, ani gelişmelerden sessiz iç gözlem anlarına uzanan, mitik bir İstanbul anlatısıdır.
FORA hakkında
FORA, İstanbul Experimental tarafından yürütülen açık bir üretim alanı ve inkübasyon platformudur. Film yapımcılarını, sanatçıları ve yaratıcı araştırmacıları bir araya getirerek yeni fikirlerin, yöntemlerin ve sinematik yaklaşımların gelişebileceği bir çalışma alanı oluşturur.
Disiplinler arası diyaloğa ve araştırma temelli üretime odaklanan FORA; bilgi paylaşımı, yaratıcı risk alma ve alternatif görsel-işitsel biçimlerin geliştirilmesi için bir platform sunar. Atölyeler, mentorluk süreçleri ve ortak üretim modelleri aracılığıyla deneysel film ve video üretimini desteklemeyi ve yeni seslere alan açmayı hedefler.